Yeni Türk Edebiyatında Eski Tas ile Yeni Hamamda Yıkanmak


Özet

Bu yazımızda Türk edebiyatındaki değişmeleri, ‘yenilik’ kavramının tanımı ile yaklaşarak, edebiyatımızdaki geleneğin yenilikçiler arasında hala devam ettiğini ve eski alışkanlıklardan kalan izlerin, eserlerinde belirgin olduğunu anlatmaya çalışacağız.

Yeni Türk Edebiyatının Oluşum Süreci

Türk edebiyatı ve aydınları, sıkışan Osmanlı’nın kurtuluşu için yeni bir fikir dünyası oluşturma çabasına girdiler. Bu yenilenme çabasının temelinde yatan elbette ki sebepler vardı. İnsanlar artık toprakların büyüklüğünün değil, fikrin büyüklüğünün daha önemli olduğunu gördüler. Coğrafi keşifler, peşi sıra gelen sanayi devrimi ve fikirsel isyanlar -Fransız İhtilali- ile kalemin kılıçtan keskin olduğunu anladılar. Böylece öne çıkan devletlerin politikalarını ve gelişmelerini takip edip, uyarlamak istediler. Çünkü; Osmanlı monarşisi artık eski gücünü koruyamıyor, fikirsel değişmelere ve çağın gelişimine ayak uyduramıyordu. Avrupa’da bilimin ve sanayinin getirdiği aydınlanma, Osmanlı’da bir türlü fark edilemiyordu. Böylece geleneksel bakış açısı antipati kazanmış ve devrime uğramıştır.

Yeni Fikir Dünyası: Batı

Orta çağ fikirlerini ve kilise baskısını kırmış Avrupalı milletler, bir bir düzene karşı çıktı. Aydınlanma dönemi ve reformlar ile kalıplarından kurtulup, yeni bir düzenin inşasına yol aldılar. Tabii ki bu kabuklarını kırmış Avrupa, kendini geliştirmek ve değişime tabi tutmak isteyenlerin dikkatini çekti. Yerinde sayan fikirlerin ve alışkanların terk edilmesi gerektiğine inandılar ve bu sebeple Avrupa menşeili fikirleri öncü alıp, hayatlarına endeksleme gayretine düştüler. Osmanlı’da başta öğrenciler olmak üzere pek çok isim, Avrupa’ya eğitime gitti ve döndüklerinde bambaşka fikirlerle vatan topraklarına geri döndüler.

Medeniyet Dairesinde Batı Tarafında Duranlar

Mustafa Reşit Paşa

Osmanlı Sadrazamı ve devlet adamıdır. Yenilikçi gençlerin öncüsü ve Tanzimat Fermanı’nın baş mimarıdır. Batı ülkelerinde elçilik görevindeyken batılı fikirlerden etkilenmiş ve dünyasını buna göre dizayn etmiştir. Değişimini sadece kendine esas tutmamış, yeni fikirleri ile gençleri de bu değişime tabi tutmuştur. Bu isimlerin en başında İbrahim Şinasi vardır.

İbrahim Şinasi

Yenilikçi gençlerin lideri, eski çınarı kökünden sarsan adam olarak edebiyatımızda ismini kazımış birisidir. Yeni Türk edebiyatında ‘yenilik’ diye kaydettiğimiz tüm gelişmelerin ya mimarı ya da fikir babasıdır. Etkilendiği yeni medeniyet dairesiyle ve bu dairenin içine aldığı isimlerle eski Türk edebiyatına şerh düşmüştür. İbrahim Şinasi ile beraber artık eski Türk edebiyatı itilmeye, kakılmaya ve beğenilmemeye başlamıştır. Şinasi’nin etkilediği isimlerin en başında ise saray kökenli bir isim vardır: Namık Kemal.

Namık Kemal

Namık Kemal, eski gelenek kurallarına göre yetişmiş ve eğitimini tamamlamış birisi olarak karşımıza çıkar. Ataları, saray hizmetinde bulunmuş ve bu sebeple sıkı bir tedrisattan geçmiştir. Genç yaşta divan sahibi olan belli başlı mütefekkirlerden birisidir. İbrahim Şinasi ile tanıştıktan sonra fikir dünyası batı medeniyetine kaymış ve eserlerini bu medeniyetin esaslarına göre kaleme almıştır.

Eski Tas ile Yeni Hamamda Yıkanmak

Yukarıda bahsi geçen isimler, eski edebiyatı kökünden yıkan isimler olarak edebiyatımızda yerini almıştır. Eski Türk edebiyatında bulunan kuralların karşısında yer alarak, yeni bir düzen yaratmak gayretine girmişlerdir. Bu hedefle; çoğu kuralın ve eserin içini boşaltarak kendilerine göre doldurmuşlardır. Lakin, ne kadar eskiye karşı olsalar da yetişmiş oldukları gelenekten kopmaları kolay olmamıştır.

Geleneğe karşı olan yazarlarda görüyoruz ki eski nazım biçimi ile eser kaleme almak adeti devam etmektedir. Kaside, terci-i bend, terkib-i bend gibi nazım biçimleriyle yenilikçiler, yeni fikirleri savundular. Sözgelimi, Namık Kemal’in ‘Hürriyet Kasidesi’ eseri, bu hususu net bir şekilde tasavvur etmektedir. Gerçekten de yenilikçiler, geleneğe ne kadar karşı olsalar da eski tas -eski nazım biçimleri- ile yeni hamamda -yeni fikirlerde- yıkanıyorlardı. Tanzimat edebiyatı yazarları yeni fikirleri, eski edebiyatın nizam ettiği nazım şekilleriyle aktardılar. Halbuki onların dizayn etmeye çalıştıkları yeni edebiyatta, eskiye dair bir muhteva yoktu. Lakin yazarlar; hürriyet, adalet, özgürlük, vatan gibi önemli hususları bu nazım biçimleriyle anlattılar. Kendi dilediklerine nazaran kazanımlarının; kaside gibi bazı nazım biçimlerinin muhtevasını değiştirmek oldu diyebiliriz. Kaside; eski Türk edebiyatında övgü şiiriyken, Namık Kemal ile beraber hürriyetin vurgulandığı ve siyasi eleştirilerin yapıldığı bir içeriğe dönüşmüştür.

Divan edebiyatında peygamberi övmek, ondan şefaat dilemek için yazılan naat; Yeni Türk edebiyatında ise İbrahim Şinasi ile içerik olarak değişime uğramıştır. İbrahim Şinasi, naatı İslam peygamberine değil; Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’ya atfetmiş ve ona ‘Medeniyetin Resulü’ demiştir.  Böylece İbrahim Şinasi, divan geleneğinde olan bir nazım şeklini yeni bir fikir ile dizayn etmiş, yeni bir kalıba sokmuştur.

Sonuç

Yeni Türk Edebiyatı dönemine, bu sebeple, eski ve yeninin bir arada olduğu dönem diyebiliriz. Yazarlar, yeni bir düzen kurarken ne kadar karşı olsalar da eskinin nimetlerini, sonuca ulaşmak için kullanmakta sakınca görmemişlerdir. Bu sebeple divan şiirinin kalıplarını, yeni fikirleri aşılamak ve yaymak için kullanmışlardır.

 

 

 


Feyyaz Dinçer

Senin Tepkin ne?

MUTLU MUTLU
0
MUTLU
ŞAŞKIN ŞAŞKIN
0
ŞAŞKIN
ÜZGÜN ÜZGÜN
0
ÜZGÜN
HAVALI HAVALI
0
HAVALI
KALP KALP
0
KALP
DÜŞÜNEN DÜŞÜNEN
0
DÜŞÜNEN

0 Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: