Kıtalar Arası – Misafir Öğrenci Hikayesi


Kaygı

Daha önce anneniz sizi hiç “Kolombiya’dan Türkiye’ye gelmiş bir kız varmış ve Türkiye’de kaldığı aileden memnun değilmiş, başka bir ailede kalmak istiyormuş. Ne dersin?” diyerek uyandırdı mı? Dünya üzerindeki çoğu insanın konuk edinme deneyimini henüz yaşamadığı düşünüldüğünde sorumun cevabı hayır olsa gerek. Maalesef, insanlar bu konuda yeterince bilgili değil. Hatta ana dili farklı olan bir insan ile aynı evde yaşama fikri bile çoğu kişi için ürkütücüdür. “Ya hırsızsa ya bizi öldürürse, ya anlaşamazsak?”gibi sorular akla gelebiliyor. Emin olun karşınızdaki kişi de aynısını sizin için düşünüyor. Neyse ki insanoğlu iş birliğine yatkın bir tür olduğu için bu şüpheler, ilk günlerden sonra yerini rahatlamaya bırakıyor.

Tanışma

İlk haftalar her şey normalin üstünde denebilecek kadar saygı çerçevesinde oluyor. Misafiriniz her sabah erkenden kalkıp, yatağını topluyor. Yemek yerken “Aman! Misafirimiz iğrenmesin.” diye fazladan tabak çatal konuyor masaya. Misafir bulduğunu değil de umduğunu yiyor. Sürekli olarak; “Sizin ülkede nasıl?”, “Orada şu var mı?”, “Biz böyle yaparız.” gibi cümleler kuruluyor. Yavaş yavaş birbirini tanıma süreci başlıyor.ilk haftanın sonunda misafirinizin hayat hikayesini öğreniyorsunuz. O da sizin hayat hikayenizi öğreniyor. Ne kadar yüzeysel olsa da… Ve ilk hafta sürekli şehrin turistik yerlerini gezmeler, her yerde fotoğraf çekilmeler, dışarıda yeme-içmeler… Her şey masal gibi. İkinci hafta biraz daha değişiyor bu durum. Artık konuk edindiğiniz kişi misafiriniz olmaktan çıkıyor çünkü. Arkadaş oluyorsunuz. Günlük hayattaki problemlerinizde birbirinize danıştığınız ama geçmişiniz hakkında fazla derine inmediğiniz bir sürece giriyorsunuz. Yataklar hâlâ toplu. Buzlar, yavaş yavaş eriyor.  Nasıl olsa önünüzde daha çok zaman var. Alışma sürecindesiniz ve aceleye ne gerek var ki diye düşünüyorsunuz.

Yakınlık

Derken ilk ay bitiyor. Artık çok yakın arkadaşsınız. Karşılıklı kıskanma durumları başlıyor. 8 yıldır size kahvaltı hazırlamayan anneniz, diğer evladına her sabah kahvaltı hazırlıyor. Siz yokken annenizle pazara gidiyorlar. Yine siz yokken babanız, ikinci kızı ile iskender yemeye gidiyor. O da sizi kıskanıyor. Çünkü kendi ailesi ile arasında kilometreler var. Sadece kilometreler değil ki, saat farkı da var. Kendi ailesini, kendi arkadaşlarını özlüyor. Ne yaparsanız yapın misafirinizi yeterince mutlu edemiyormuş gibi hissediyorsunuz ama bu durumun doğal olduğunu da biliyorsunuz.

Samimiyet

İkinci ay da bitiyor. Artık her şey rayına oturuyor. Nasıl ağabeyiniz iş yerinden gelirken evi arayıp: “Bir şey lazım mı? Gelirken alayım.” ya da: “Yemekte ne var?” diye soruyorsa misafiriniz de aynısını yapabiliyor. Bazen de tam tersi, misafirinizi arayıp: “Okuldan gelirken ekmek alsana.” diyebiliyorsunuz. Artık aileniz bir kişi fazla. Alışveriş yaparken 4 kişi için değil de 5 kişi için yapıyorsunuz. Yataklar toplanmıyor artık. Nasıl olsa akşam yine bozulacak. Masada fazladan tabak da yok. Herkes ortadan yiyor salatasını. Artık misafir umduğunu değil bulduğunu yemeye başlıyor. Bu durumdan şikayetçi de değil nasıl olsa. Çünkü kendisi de artık misafir olduğunu düşünmüyor.

Ailenin Bir Üyesi

Ailenin bir üyesi gibi hissediyor artık. Eve geldiğinizde sesleniyor size. Acaba gerçekten siz misiniz diye. Sonra her zaman yaptığınız gibi birlikte yemek hazırlıyor ve gün içerisinde neler yaptığınızı anlatıyorsunuz.  Yemek yemek gibi basit bir eylem bile sizin için bir ritüel olabiliyor. Plan yaparken: “Şurayı görmek ister misin?” değil de “Şuraya gidelim mi ya hem çok pahalı da değil.” diyorsunuz karşılıklı olarak. Para, artık karşılıklı bir sorun haline geliyor çünkü. “Aman ya en kötü 4 tane bira alır içeriz. Yanına da cips aldık mı tamamdır.”
“Akşam film indirir, izleriz. Bir de yanına bir iki çerez alırız.” Buzdolabına bir bakarız, ona göre yemek yaparız. Aaa, patates var, kızartma yaparız.!” Günler öyle böyle geçiyor derken zamanın ne kadar kısa olduğunu fark ediyorsunuz.

Ayrılık Yakın Bir Vakit

Artık okul bitiyor, yaz tatili geliyor ve maalesef ki ayrılık günü yaklaşıyor. Bitmesini, gitmesini istemiyorsunuz. O da ne kadar ülkesini özlese de kalmak istiyor. Seviyor çünkü yeni ülkesini, yeni ailesini. Bu sefer de daha önceden konuşmuş olup da yapamadığınız ne varsa hepsini bir anda yapmaya çalışıyorsunuz. Programınız sıkışıyor ama birliktesiniz ya, pek de bir önemi yok. Son günleriniz çünkü. İkinizin içinde de bir burukluk… Dışarıya göstermemeye
çalışıyorsunuz sadece. Eğleniyormuş gibi yapmaya devam ediyorsunuz. Hala birlikte olmanıza rağmen yalnızlığı hissetmeye başlıyorsunuz. Korkuyorsunuz. Çünkü misafir değil o artık, kardeşiniz. Siz de onun kardeşisiniz. Birbirinizle ilgili her şeyi biliyorsunuz, 4 ay boyunca sürekli birlikteydiniz. Saat ilerliyor, tik tak… Son haftaya girmişsiniz. Ayrılacağınız tarih hiçbir zaman zihninizden çıkmıyor.

Ayrılık Vakti

Ne olursa olsun aklınızın bir köşesinde “24 Haziran” diye bir tarih var. Aileniz de katılıyor planlarınıza. Onlar da ikinci kızlarından ayrılmak istemiyorlar, varlığına alışmışlar. Son güne giriyorsunuz. Kardeşiniz ne yapmak istiyorsa yapıyorsunuz o gün. Geceyi uzattıkça, uzatıyorsunuz. Yarın büyük gün. Zamanın durmasını istiyorsunuz. O gün uyumadan önce biliyorsunuz ki ertesi gece uyurken yalnız olacaksınız. Kardeşinizin yatağı boş olacak. Bunları düşünmeden gözlerinizi kapatıyorsunuz. 24 Haziran, ayrılık günü, ayrılık anı. Sadece birbirinize sarılıp, hiçbir şey söylemeden ağlıyorsunuz, ağlıyorsunuz. Biliyorsunuz ki bundan sonra senede bir kez belki görüşme imkanınız olacak. İşte o anda kıtalar arası bir köprü kuruyorsunuz. Bedensel olarak ayrılsanız bile ruhsal olarak her an, her şeyinizi paylaşabileceğiniz bir insanın, dünyanın başka bir köşesinde de olsa var olduğunu biliyorsunuz. Göz yaşlarınızı silerek birbirinizi uğurluyor ve köprünün iki ucuna yol almaya başlıyorsunuz.


İlay Tokdemir

Senin Tepkin ne?

MUTLU MUTLU
2
MUTLU
ŞAŞKIN ŞAŞKIN
1
ŞAŞKIN
ÜZGÜN ÜZGÜN
0
ÜZGÜN
HAVALI HAVALI
1
HAVALI
KALP KALP
1
KALP
DÜŞÜNEN DÜŞÜNEN
0
DÜŞÜNEN

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  1. I’m not sure how to start, definitely saying thank you all   Emine Tokdemir Salih Tokdemir Evrim Tokdemir you know that I love you with all my heart, and I’m so thankful for that amazing months we spent togheter as a family, because that’s what you are to me, MY FAMILY  … İlay Tokdemir my sister thank you for sharing our experience, hope a lot of people get encouraged and recieve exchange students allowing to built bonds, that hopefully will last forever.