İstanbul Üniversitesi’nden Nobel’e Aziz Sancar


Aziz Sancar

Nobel ödülünü kazandığı zamanlarda pek çoğumuzun adını ilk kez duyduğu nadide bilim insanı Aziz Sancar, sadece kazandığı Nobel ödülüyle değil hayat mücadelesiyle de ilginç ve ve ufuk açıcı birisi olarak karşımıza çıkıyor. Aziz Sancar’ın hayat hikayesi, hedeflerine ulaşmak için emek harcayan tüm insanlar için ilham verecek bir hikaye. İşte tam da bu yüzden, bu etkileyici hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim. Bu hikayenin kendi başarı öykünüzde de sizlere ışık tutması ve ilham vermesi dileğiyle bu yazıyı kaleme aldım.

Aziz Sancar; 1946 senesinde Mardin’in Savur ilçesinde, okuma yazma bilmeyen fakat eğitime önem veren 8 çocuklu bir ailede dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Mardin’de tamamladı. 1963 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi‘ni, 1971 yılında bitirdi. İki sene doğduğu topraklarda, Savur’da doktorluk yaptıktan sonra ABD’ye gitti. Teksas Üniversitesi’nde doktorasını, moleküler biyoloji dalında DNA onarımı üzerinde yaptı. Yale Üniversitesi’nde DNA onarımı dalında doçentlik tezini tamamladı.

1997 senesinden beri Amerika Birleşik Devletleri, Chapel Hill’de bulunan Kuzey Karolina Üniversitesi’nde biyokimya ve biyofizik bölümünde profesör olarak görev yapmaktadır. ABD Ulusal Bilimler Akademisi’ne seçilen ilk ABD’li Türk olarak tanınmaktadır. Aziz Sancar’ın geliştirip, adını koyduğu ‘maxicell’ tekniği ile buluşunu yapıp, adını koyduğu ‘excinuclease/excision nuclease’ enzimi terimleri Oxford Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Sözlüğü’ne girmiştir.

Hücrelerin, hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmıştır. Ödülü kazandığı sıralar, Türkiye’de pek çok kişi adını ilk kez duymuştu. Aslında çekingen kişiliği nedeniyle ABD’de pek tanınmış bir bilim insanı sayılmazdı. Hatta keşfettiği onarım mekanizmasının ilk duyurusunu bile kendisi yapmamış, 1982’de bir konferansta hocası Prof. Rupp yapmıştır. Sancar, akademik konferanslara ve etkinliklere dahi ilgi göstermeyen, göz önünde olmaktan hoşlanmayan, asosyal bir insandır. O kadar ki Nobel komitesi, kendisinin Nobel ödülünü almaya İsveç’e geleceğinden bile şüphe duyuyor ve onu özellikle arayıp, teyit ediyorlar.

Ülkesine Her Defasında Vefa Borcunu Ödeyen Bilim İnsanı

Aziz Sancar ve kendisi gibi bilim insanı olan eşi Gwen Sancar, Carolina’daki Türk Evi‘nin kurucuları arasındadır. Sancar’a 2007’de Vehbi Koç Ödülü verildiğinde 100 bin dolarlık bir parayı da içeren bu ödülü alırken Sancar: Öldükten sonra mal varlığımın, Türk öğrencilerin gelip, kalacakları bir Türk Evi kurulması için harcanmasını vasiyet etmiştim. Bana verdiğiniz 100 bin dolara ben de 100 bin dolar ekleyecek ve bu evin bir an önce hayata geçmesini sağlayacağım.” diyor. Aynı yıl Türk Evi projesini hayata geçiriyor ve bir bayram günü hizmete açıyor.

Yıllar sonra Sancar, Nobel ödülünün bir parçası olan 1 milyon TL’lik para ödülünü de Türk evine bağışlıyor. Cumhurbaşkanı bunu öğrenip, devletin de bu ev için destekte bulunmasını teklif ettiğindeyse: Bu evin devletin değil, milletin evi olmasını istiyorum. diyerek nazikçe bu teklifi reddediyor. Orijinal Nobel madalyasını da 19 Mayıs’ta Anıtkabir’e armağan etmiştir. Altından yapılmış olan bu madalyaların müzayedelerde 2-5 milyon TL’ye el değiştirebildiğini biliyoruz.

Prof. Dr. Aziz Sancar, kendisine verilen üç replika madalyadan diğer birini ise mezunu olduğu İstanbul Üniversitesi’ne bağışlamıştır. İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda yapılan törenle Replika Nobel madalyasını üniversiteye veren Prof. Dr. Sancar, 1969 yılında mezun olduğu İstanbul Üniversitesi’nde olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek şunları söylemiştir:
“Burası benim okulum, Tıp fakültesi. Bundan her zaman gurur duyuyorum. Her yerde bununla övünüyorum. Mezuniyet töreninde de söyledim. Amerikalı, İngiliz arkadaşlarla konuştuğumda onlar: ‘Ben Harvard mezunuyum, Yale mezunuyum, Cambridge mezunuyum dedikleri zaman ben de İstanbul Tıp Fakültesi mezunuyum diyorum. Gerçekten İstanbul Tıp, hem Osmanlı hem de Cumhuriyet döneminde Türk sağlığına büyük hizmetler yapmıştır. Burada dünyanın en başarılı tıp eğitimi veriliyor.” Sözleriyle mezun olduğu okula duyduğu sevgiyi anlatmıştır.
Söz, Nobel ödülüne geldiğinde ise: ”Nobel ödülü almak tabii ki önemli. Fakat memleketimize, insanlığa herhangi bir konuda hizmet etmek çok önemli. diyerek insanlığa hizmet etmeye verdiği önemi ifade etmiştir.

Prof. Dr. Sancar Memleketini, Doğduğu Toprakları ve Değerlerini de Unutmuyor

”Nobel Ödülü büyük onurdur ama bir de bu onur Amerika’da moda olmuş bir söz var: ‘Bir çocuğu anne baba büyütmez, bir köy büyütür.’ diye. Beni de büyüten, Nobel’e görüten Meryem ve Abdulkadir Sancar değildir. Mardin Savur Ortaokulu, Mardin Lisesi, İstanbul Tıp Fakültesi ve Amerika’daki eğitimimdir. Onlara vefa borcum vardır. Vefa borcu, namus borcu önemlidir benim için. O bakımdan vefa borcumu ödemek için Nobel alınca hiç düşünmedim. Nobel madalyası Anıtkabir’e gidecek diye söyledim. Anıtkabir, Atatürk’ün yattığı yerdir. Ondan ayrı Cumhuriyet’i temsil eder. Ben Cumhuriyet eğitiminin gerçekleştirdiği devriminin halkalarından biriyim. Orada ‘Cumhuriyet Eğitim Devrimi’ müzesi var. Bu, o müzedeki başarıların bir halkasıdır, bu bakımdan oraya konması lazım.” demiştir.

Aziz Sancar’ın bu sözlerinden de anlıyoruz ki o sadece başarılı bir bilim insanı olmanın ötesinde , ülkesine vefa borcunu her fırsatta ödeyen, insanlara faydalı olmaya çalışan, en önemlisi de bunu yaparken maddi çıkarlar gözetmeyen bir insandır.


Beritan Aydoğdu

Senin Tepkin ne?

MUTLU MUTLU
1
MUTLU
ŞAŞKIN ŞAŞKIN
0
ŞAŞKIN
ÜZGÜN ÜZGÜN
0
ÜZGÜN
HAVALI HAVALI
0
HAVALI
KALP KALP
3
KALP
DÜŞÜNEN DÜŞÜNEN
0
DÜŞÜNEN

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: