İnsan ve Yeniliklerle Gelen Hasarlar


Pozitif ve negatif kavramların sonucu nötr olduğu bilgisi gibi yararını gördüklerimizin de zararını görmekteyiz. Bu zarar bazen ‘aşırılığından’ gelir, bazen ise gerçekten kötü olduğundan. İlk insanlara sorsanız bu zıtlığı tanımayıp ne zaman kavramlaştığını bile bilemezler. 

İlk çağlarda yeme ihtiyacından kaynaklı avcı toplum adını alırken insan, belki de içindeki saldırganlığın tohumlarını atmıştı. Sonrasında yerleşik hayata geçmekle toprak savaşları görüldü. Ardından ademoğlu makine, bilgisayar, elektrik-elektronik gibi teknolojinin çatısı altında toplayabileceğimiz inovasyonu hayatına soktu. Akla hayale sığmayan, bazılarımızın ‘bu insan işi değil’ diyerek algılayamadığı ama üretmekten ve ürettiğini geliştirmekten vazgeçemediği ilginç bir süreçteyiz. Bunlardan bahsederken yalnızca somut cisimleri değil, yazılım gibi soyut kavramları da ele almalıyız. Ancak bizlerin yaşamlarını kolaylaştırırken bir yığın sorunu da beraberinde getirdi. İnsanlar ise bu yeniliklerle birtakım alışkanlıklarını ve davranışlarını değiştirdi. En basitinden eskilerde sohbetlerin unutturduğu zamanı, telefonların başında geçen değersiz saatler aldı. 

En Çok Hasar Görenlerimiz: Yaşlılar ve Çocuklar

Nasıl ki savaşlarda çocuklar ve yaşlılar en zayıflarımızsa bu kasırgada da en çok zarar görenler onlar oldu. Yaşlılar, her jenerasyon gibi kendi dönemlerinin değerlerini taşıdıkları için yenilikler onları o kadar çok etkilemiyor ve sadece yeni dönemin yabancısı oluyorlar. 

Peki ya öğrenmeye en açık, meraklı ve algıları her an aktif olan çocukların kayıpları nelerdir? Doğruyla yanlışı bu kadar ayırt edemezken yanlış yetişmeleri… Örneğin 2000 sonrası gençlerin şansı gün geçtikçe büyüyen bir bilgi havuzunun içinde olmalarıyken, şanssızlığı bu suya yüzme bilmeden atlamış olmalarıdır. 

Bu farklılaşan dünya, onlara bazı yönlerden hasarlar vermiştir. Sokaklarda akşam ezanıyla zar zor eve getirilen top aşığı çocukların yerini bilgisayar oyunlarından gözlerini alamayan küçüklerimizin alması, edinilen en büyük hasar olabilir. Oyun dediğimiz o masumane etkinliğin çocuklara yöneltilen bir silah olması da bunun cabası. Bunun yanında yalnızlığı bu yaşlarda öğrenmeye başlayan çocukların sosyal medyayı nasıl kullanacaklarını bilmeyip orada ‘hür’ olmak gibi tartışılabilir bir güce sahip oluşundan birçok değer kaybıyla yetişmektedirler. Sadece psikolojik hasar –aşırı mutsuz, karamsar, saldırgan, huzursuz, özgüvensiz, asosyal vb.- değil, fizyolojik hasar da oluşmakta. Yeme-içme bozukluğu, ortalamanın üzerinde kiloya sahip olma (obezite), ritmik bozukluk, görmede ve algılamada kayıp gibi birçokları… 

Ailenin Bu Hasarlardaki Yeri

Ailelerin daha yaşını almamış çocuğun eline cihazları vermeleri teorik olarak onlara hakimiyet tanımak demek, büyüdüklerinde kontrolü elden kaybedip daha fazlasını talep eden asi bir yetişkin demektir. Yalnız kontrol değil kanaatimce gencin ebeveynlerinden kendisini soyutlaması, içe dönük, paylaşmaya kapalı biri olması bu küçük nedene dayanabilir.  Şimdi başa döndüğümüzde yanlışı doğru kabul eden çocuğun alışkanlıklarını da karakterini de değiştirmek çok zor bazen de imkansız olacak. 

Pozitif ve negatif hayatımızda hep olacak. Bizim burada yapmamız gereken kontrollü ve farkında olmaktır. Teknolojinin üstel bir büyüme gösterdiği zaman diliminde bizden önceki nesil gibi bizler de yeni gelişmelere yabancılaşmış olacağız. Kontrol sende olmazsa kaybedeceklerin kaybettiklerinin kılavuzu olacak! 

 


Nergis İnkaya

Senin Tepkin ne?

MUTLU MUTLU
0
MUTLU
ŞAŞKIN ŞAŞKIN
0
ŞAŞKIN
ÜZGÜN ÜZGÜN
0
ÜZGÜN
HAVALI HAVALI
0
HAVALI
KALP KALP
0
KALP
DÜŞÜNEN DÜŞÜNEN
0
DÜŞÜNEN

0 Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.